Çayönü

Kazı Başkanları

Halet Çambel

01

Halet Çambel

1964-1985

Türkiye’de tarihöncesi arkeolojisinin kurucu isimlerinden biri olan Prof. Dr. Halet Çambel, yalnızca bilimsel çalışmalarıyla değil; kültürel mirasın korunmasına, yerel toplumlarla kurulan ilişkilere ve arkeolojinin toplumsal sorumluluğuna yönelik öncü yaklaşımıyla da Türkiye arkeolojisinde kalıcı bir iz bırakmıştır.

27 Ağustos 1916 tarihinde Berlin’de doğan Çambel, İstanbul Arnavutköy Amerikan Kız Koleji’nin ardından Sorbonne Üniversitesi’nde arkeoloji eğitimi aldı. 1936 Berlin Olimpiyatları’nda Türkiye’yi eskrim dalında temsil ederek olimpiyatlara katılan ilk Türk kadın sporculardan biri oldu. 1940’lı yıllardan itibaren İstanbul Üniversitesi’nde sürdürdüğü akademik çalışmalarıyla Türkiye’de prehistorya araştırmalarının kurumsallaşmasına öncülük etti; İstanbul Üniversitesi Prehistorya Anabilim Dalı’nın kuruluşunda belirleyici rol üstlendi ve çok sayıda genç bilim insanının yetişmesine katkı sağladı. Halet Çambel, 12 Ocak 2014 tarihinde İstanbul’da yaşamını yitirdi.

Halet Çambel’in bilimsel yaşamının önemli duraklarından biri Karatepe-Aslantaş kazılarıdır. Burada yürüttüğü çalışmalar, yalnızca Anadolu arkeolojisi açısından önemli bilimsel sonuçlar üretmekle kalmamış; arkeolojik alanların korunması, yerinde sergilenmesi ve çevresindeki toplumla birlikte yaşatılması konusunda Türkiye’de öncü bir modelin gelişmesini de sağlamıştır. Çambel için arkeoloji yalnızca geçmişe ait verilerin ortaya çıkarılması değildi. Kazı alanları, bilimsel araştırmanın yanı sıra kültürel mirasın korunması, toplumla paylaşılması ve gelecek kuşaklara aktarılması gereken yaşayan kültür alanlarıydı.

Bu bilimsel ve toplumsal yaklaşımın en önemli araştırma alanlarından biri de Çayönü Tepesi oldu. Halet Çambel, Prof. Dr. Robert J. Braidwood ile birlikte 1963 yılında Ergani çevresinde yürüttüğü araştırmalar sırasında Çayönü Tepesi’ni bilim dünyasına kazandırdı; 1964 yılında başlayan sistematik kazılarla yerleşmenin uzun soluklu araştırma sürecinin temellerini attı.

Çayönü’nde yürütülen çalışmalar kısa sürede insanlık tarihinin en önemli dönüşümlerinden birine ışık tutmaya başladı. Yerleşik yaşamın gelişimi, mimarinin dönüşümü, tarım ve hayvancılığın ortaya çıkışı, üretim teknolojileri ve toplumsal örgütlenme gibi Neolitik yaşamın temel dinamikleri, Çayönü’nün zengin arkeolojik kayıtları üzerinden araştırıldı. Farklı bilim dallarından araştırmacıların bir araya geldiği çalışmalar, Çayönü’nü erken dönemlerden itibaren disiplinlerarası arkeolojik araştırmaların öncü merkezlerinden biri hâline getirdi.

Halet Çambel’in Çayönü’ne kazandırdığı en önemli miraslardan biri de bu bilimsel ortamdır. Çayönü, onun döneminde yalnızca kazılan bir arkeolojik yerleşme değil; araştırmacıların yetiştiği, farklı uzmanlıkların bir araya geldiği ve yeni araştırma yöntemlerinin geliştirildiği “bir okul gibi işleyen laboratuvar” niteliğine kavuştu. Bu anlayış, daha sonraki kuşaklar tarafından devam ettirilecek olan Çayönü bilimsel geleneğinin de temelini oluşturdu.

Bilimsel çalışmalarının yanı sıra kültürel mirasın korunmasına yönelik yaşam boyu sürdürdüğü katkılar nedeniyle çok sayıda ulusal ve uluslararası ödüle değer görülen Halet Çambel, 2004 yılında Prens Claus Ödülü’ne, 2010 yılında Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Sanat Büyük Ödülü’ne layık görüldü.

Bugün Çayönü Tepesi’nde sürdürülen her yeni araştırma, 1964 yılında Halet Çambel ve çalışma arkadaşlarının attığı bilimsel temeller üzerinde yükselmektedir. Çayönü’nün altmış yılı aşan araştırma geleneği, onun başlattığı bilimsel yaklaşımın, koruma anlayışının ve kuşaktan kuşağa aktarılan arkeoloji okulunun yaşayan mirasıdır.

Mehmet Özdoğan

02

Mehmet Özdoğan

1987-1992

Türkiye’de tarihöncesi arkeolojisinin ve özellikle Neolitik Dönem araştırmalarının önde gelen isimlerinden biri olan Prof. Dr. Mehmet Özdoğan, Anadolu ve Yakındoğu’da yerleşik yaşamın ortaya çıkışı, besin üretimine geçiş, kültürel etkileşimler ve Neolitik yaşam biçiminin Avrupa’ya yayılımı üzerine yürüttüğü çalışmalarla Türkiye arkeolojisinin uluslararası ölçekte tanınmasına önemli katkılar sağlamıştır.

30 Mayıs 1943 tarihinde İstanbul’da doğan Mehmet Özdoğan, 1963 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’nde öğrenimine başladı. İstanbul Üniversitesi Prehistorya Kürsüsü’nde Prof. Dr. Halet Çambel’in öğrencisi olarak yetişti; aynı bilimsel çevrede Robert J. Braidwood başta olmak üzere dönemin önde gelen tarihöncesi arkeologlarıyla çalışma olanağı buldu. 1970 yılında lisans eğitimini tamamlayan Özdoğan, 1979 yılında Fikirtepe kültürü üzerine hazırladığı çalışmayla doktorasını tamamladı. Akademik yaşamını uzun yıllar İstanbul Üniversitesi bünyesinde sürdürerek Türkiye’de prehistorya araştırmalarının gelişmesinde ve yeni kuşak araştırmacıların yetişmesinde belirleyici bir rol üstlendi.

Mehmet Özdoğan’ın bilimsel yaşamında Çayönü Tepesi özel bir yere sahiptir. Öğrencilik yıllarından itibaren Halet Çambel’in oluşturduğu bilimsel ortam içerisinde Çayönü araştırmalarına katılan Özdoğan, uzun yıllar boyunca yerleşmenin arazi çalışmalarında ve bilimsel değerlendirme süreçlerinde sorumluluk üstlendi. Böylece Çayönü ile kurduğu ilişki, bir araştırmacının belirli bir kazıya katılımının ötesine geçerek, yaşamı boyunca sürdüreceği temel bilimsel çalışma alanlarından birine dönüştü.

1980’lerin ortalarına gelindiğinde Çayönü araştırmalarında kuşaklar arası bilimsel aktarımın ilk önemli aşaması gerçekleşti. 1985 yılında kazı başkan vekilliğini üstlenen Mehmet Özdoğan, 1987 yılında Halet Çambel’den Çayönü Tepesi kazı başkanlığını devraldı. Böylece Çayönü’nün ilk döneminde yetişen bir araştırmacı, sonraki dönemin bilimsel sorumluluğunu üstlenerek yerleşmenin araştırma geleneğini devam ettirdi.

Mehmet Özdoğan döneminde Çayönü’nden elde edilen geniş arkeolojik veri birikiminin sistematik olarak değerlendirilmesi, stratigrafik ilişkilerin daha ayrıntılı biçimde tanımlanması ve yerleşmenin mimari gelişiminin bütüncül bir çerçevede yorumlanması önem kazandı. Farklı yapı evreleri, özel ve kamusal mekânlar, üretim alanları, teknolojik gelişmeler ve toplumsal örgütlenmeye ilişkin veriler, Neolitik yaşam biçiminin zaman içerisindeki dönüşümünü anlamaya yönelik daha geniş bir kuramsal çerçeve içerisinde ele alındı.

Özdoğan’ın Çayönü araştırmalarına yaptığı en önemli katkılardan biri, yerleşmeden elde edilen verileri yalnızca Çayönü ölçeğinde değerlendirmemesi, bunları Güneydoğu Anadolu, Kuzey Mezopotamya ve daha geniş Yakındoğu Neolitikleşme sürecinin temel sorunlarıyla ilişkilendirmesidir. Çayönü’nün mimarisi, üretim biçimleri, teknolojik yenilikleri ve toplumsal yapısına ilişkin bulgular; yerleşik yaşamın ortaya çıkışı ve gelişimine ilişkin daha geniş tartışmaların temel veri gruplarından biri hâline gelmiştir.

Bu yaklaşım ve uzun yıllara yayılan bilimsel yayın üretimi sayesinde Çayönü Tepesi, Neolitik dönüşümün anlaşılmasında uluslararası arkeoloji literatürünün başlıca referans yerleşmelerinden biri olarak konumunu güçlendirmiştir. Çayönü’nün farklı yapı evreleri ve uzun stratigrafik dizisinin yalnızca kronolojik bir gelişim olarak değil, insan topluluklarının yaşam biçimlerindeki köklü değişimlerin göstergesi olarak yorumlanmasında Mehmet Özdoğan’ın çalışmaları önemli bir yer tutmaktadır.

Onun Çayönü’ndeki yaklaşımı yalnızca kazı ve bilimsel yayınlarla sınırlı kalmadı. 1989 yılında başlatılan Açık Hava Müzesi Projesi, ortaya çıkarılan mimari kalıntıların korunması, yerinde sergilenmesi ve Çayönü’nün toplumla buluşturulması yönündeki önemli girişimlerden biri oldu. Böylece Halet Çambel döneminde temelleri atılan, arkeolojik araştırmayı koruma ve toplumsal paylaşım ile birlikte ele alan yaklaşım yeni dönemde de sürdürüldü.

Mehmet Özdoğan’ın bilimsel çalışmaları Çayönü’nün çok ötesine uzanmaktadır. Kurtarma arkeolojisi projelerinden Trakya ve Güneydoğu Anadolu’daki uzun soluklu araştırmalara kadar farklı coğrafyalarda yürüttüğü çalışmalar; Anadolu’nun Neolitikleşme süreci ile bu yaşam biçiminin Balkanlar ve Avrupa’ya aktarılmasına ilişkin yeni modellerin geliştirilmesine katkı sağlamıştır. Aşağı Pınar, Hoca Çeşme ve Mezraa-Teleilat gibi araştırmalar, onun farklı bölgeleri ortak kültürel süreçler üzerinden değerlendiren geniş ölçekli arkeoloji yaklaşımının önemli örnekleri arasında yer almaktadır.

Çayönü’nün bilimsel geleneği açısından Mehmet Özdoğan döneminin bir başka önemli özelliği ise kuşaklar arası aktarımın devam etmesidir. Halet Çambel döneminde yetişerek kazı başkanlığını devralan Mehmet Özdoğan’ın başkanlığındaki Çayönü çalışmalarında Aslı Erim-Özdoğan alan yönetiminde önemli sorumluluklar üstlenmiş ve ilerleyen yıllarda Çayönü Tepesi’nin üçüncü dönem kazı başkanı olmuştur. Böylece Çayönü’nde bilimsel bilgi ve saha deneyiminin bir kuşaktan diğerine aktarılmasına dayanan özgün araştırma geleneği devam etmiştir.

Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’ın Çayönü’ne bıraktığı miras; kazıyla ortaya çıkarılan verilerin ötesinde, bu verileri insanlık tarihinin büyük dönüşümlerini açıklayan bilimsel sorulara dönüştüren bir düşünce geleneğidir. Çayönü’nün bugün dünya Neolitik araştırmalarındaki güçlü konumu, Halet Çambel ile başlayan ve Mehmet Özdoğan döneminde yeni bir kuramsal derinlik kazanan bu bilimsel mirasın önemli bir sonucudur.

Aslı Erim-Özdoğan

03

Aslı Erim-Özdoğan

2015–2023

Türkiye’de tarihöncesi arkeolojisinin ve özellikle Neolitik Dönem araştırmalarının önde gelen bilim insanlarından biri olan Prof. Dr. Aslı Erim-Özdoğan, uzun yıllara yayılan saha çalışmaları, maddi kültür ve mekân ilişkisine odaklanan araştırmaları ve yetiştirdiği araştırmacılarla Türkiye arkeolojisine önemli katkılar sağlamıştır.

1956 yılında İstanbul’da doğan Aslı Erim-Özdoğan, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Prehistorya Anabilim Dalı’nda lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimini tamamladı. İstanbul Üniversitesi Prehistorya geleneği içerisinde yetişen Erim-Özdoğan’ın bilimsel yaşamının en önemli araştırma alanlarından biri, daha öğrencilik yıllarından itibaren içinde yer aldığı Çayönü Tepesi oldu.

Aslı Erim-Özdoğan’ın Çayönü ile ilişkisi 1978 yılında kazı çalışmalarına katılmasıyla başladı. İzleyen yıllarda kazı ekibindeki sorumluluğu giderek arttı; 1980’lerin ikinci yarısında arazi ve atölye çalışmalarının yönetiminde görev aldı, daha sonra kazının ikinci başkanlığını üstlendi. Böylece Halet Çambel döneminde başlayan ve Mehmet Özdoğan döneminde devam eden Çayönü araştırma geleneğinin doğrudan içinde yetişerek, yerleşmenin stratigrafisi, mimarisi ve maddi kültürü konusunda uzun yıllara dayanan kapsamlı bir bilimsel birikim edindi.

1992 yılında güvenlik koşulları nedeniyle Çayönü’ndeki arazi çalışmalarına ara verilmesi, onun yerleşmeyle olan bilimsel bağını sona erdirmedi. Kazılardan elde edilen malzemenin değerlendirilmesi, farklı buluntu gruplarının analizi ve Çayönü’nün Neolitik Dönem içerisindeki yerinin anlaşılmasına yönelik çalışmalarını sürdürdü. Böylece arazi çalışmalarının yapılamadığı uzun dönemde de Çayönü’nün bilimsel hafızasının ve araştırma sürekliliğinin korunmasında önemli rol oynadı.

2015 yılı, hem Aslı Erim-Özdoğan’ın bilimsel yaşamında hem de Çayönü Tepesi’nin araştırma tarihinde yeni bir dönüm noktası oldu. Yaklaşık yirmi dört yıllık aranın ardından Çayönü Tepesi’ndeki sistematik arazi çalışmalarının yeniden başlamasıyla birlikte kazı başkanlığını üstlenen Erim-Özdoğan, yerleşmenin araştırılması ve korunmasında üçüncü bilimsel dönemi başlattı.

2015–2023 yılları arasında yürütülen çalışmalar, yalnızca yeni alanların kazılmasına değil; geçmiş dönemlerden devralınan geniş veri birikiminin yeniden değerlendirilmesine, daha önce açılmış alanların belgelenmesine, stratigrafik sorunların çözülmesine ve koruma uygulamalarının geliştirilmesine odaklandı. Bu yaklaşım, Çayönü’nün uzun araştırma geçmişinden kaynaklanan bilimsel soruların yeniden ele alınmasına olanak sağladı.

Bu dönemde Çayönü’nün araştırma kapsamı Neolitik tabakalarla da sınırlı kalmadı. Yerleşmenin daha geç dönem kullanımına ilişkin soruların araştırılmasıyla İlk Tunç Çağı kültür dolgularının sistematik olarak kazılmasına başlandı. Böylelikle Çayönü’nün binlerce yıllık yerleşim tarihinin Neolitik sonrasındaki aşamalarını anlamaya yönelik yeni bir araştırma alanı oluşturuldu.

Aslı Erim-Özdoğan’ın bilimsel çalışmaları Çayönü Tepesi’nin yanı sıra Anadolu ve Yukarı Mezopotamya’daki farklı tarihöncesi yerleşmelere de uzanmaktadır. Çeşitli yüzey araştırmaları, Akarçay Tepe, Menekşe Çatağı, Kerküşti Höyük, Sumaki Höyük ve Çemialo Sırtı gibi kurtarma kazıları ve uzun süreli arkeolojik projelerde üstlendiği görevler; bölgesel kültürel ilişkiler, Neolitik yaşam biçimleri ve maddi kültürün karşılaştırmalı olarak değerlendirilmesine yönelik geniş bir bilimsel perspektif geliştirmesini sağlamıştır.

Onun Çayönü’ne yaptığı önemli katkılardan biri de bilimsel geleneğin yeni kuşaklara aktarılmasıdır. Mehmet Özdoğan döneminde Çayönü’nün arazi çalışmalarında önemli sorumluluklar üstlenerek yetişen Aslı Erim-Özdoğan, kendi başkanlık döneminde de genç araştırmacıların saha deneyimi kazanmasına ve uzmanlaşmasına öncülük etti. Bu araştırmacılar arasında yer alan Savaş Sarıaltun, uzun yıllar Çayönü Tepesi’nin alan sorumluluğu ve sonrasında 1. Başkan Yardımcısı görevini yürüttü ve 2024 yılında kazı başkanlığını devraldı.

Böylece Çayönü’nün kendine özgü bilimsel aktarım zinciri bir kez daha devam etti: Halet Çambel döneminde yetişen Mehmet Özdoğan’ın kazı başkanı olması; Mehmet Özdoğan döneminde alan yönetiminde yetişen Aslı Erim-Özdoğan’ın başkanlığı devralması ve Aslı Erim-Özdoğan döneminde alan sorumluluğunu üstlenen Savaş Sarıaltun’un bir sonraki dönemin kazı başkanı olması, Çayönü’nün altmış yılı aşan araştırma tarihinde benzersiz bir bilimsel süreklilik oluşturdu.

Prof. Dr. Aslı Erim-Özdoğan’ın Çayönü’ne bıraktığı miras; uzun bir kesintinin ardından araştırmaları yeniden başlatmakla sınırlı değildir. Onun dönemi, geçmişten devralınan bilimsel hafızanın yeniden araziyle buluştuğu, Çayönü’nün yeni araştırma sorularıyla ele alındığı ve bilimsel birikimin bir sonraki kuşağa aktarıldığı önemli bir köprü niteliğindedir.

Savaş Sarıaltun

04

Savaş Sarıaltun

2024 -

Türkiye arkeolojisinin yeni kuşak temsilcileri arasında yer alan Doç. Dr. Dr. Savaş Sarıaltun, tarihöncesi arkeolojisi, Neolitik Dönem mimarisi, yerleşim ve peyzaj arkeolojisi, arkeometri, fiziki coğrafya ve kültürel miras yönetimini bir araya getiren disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınmaktadır. Uzun yıllara yayılan saha deneyimini farklı bilim alanlarında aldığı eğitimle bütünleştiren Sarıaltun’un araştırmaları, özellikle Yukarı Mezopotamya, Güney Kafkasya ve Doğu Anadolu’nun tarihöncesi kültürleri üzerinde yoğunlaşmaktadır.

1979 yılında Batman’da doğan Savaş Sarıaltun, ortaöğrenimini İzmir Karşıyaka Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölümü’nden mezun oldu. Lisans eğitimi sırasında aynı üniversitenin Prehistorya Laboratuvarı’nda asistan öğrenci olarak görev aldı. Böylece henüz öğrencilik yıllarında tarihöncesi arkeolojisi, arkeolojik malzemenin değerlendirilmesi ve laboratuvar çalışmalarına doğrudan dâhil oldu. Klasik Arkeoloji eğitimiyle başlayan bu süreç, zaman içerisinde araştırmalarının ağırlık merkezini oluşturacak olan Yakındoğu tarihöncesi arkeolojisi ve Neolitik Dönem çalışmalarına yönelmesinde belirleyici oldu.

Lisans eğitiminin ardından Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Sarıaltun, yüksek lisans tezini “Kerküşti Höyük Halaf Dönemi Mimarisi ve Çanak Çömleği” başlığıyla hazırladı. Kerküşti Höyük verileri üzerinden Halaf Dönemi mimarisi ile çanak çömlek repertuvarını birlikte değerlendirdiği bu çalışma, Yukarı Mezopotamya’nın tarihöncesi kültürleri, yerleşim sistemleri ve maddi kültür geleneklerine yönelik sonraki araştırmalarının da bilimsel temelini oluşturdu.

Akademik uzmanlaşmasını Fransa’da sürdüren Sarıaltun, Paris Nanterre Üniversitesi Préhistoire et Technologie Laboratuvarı (CNRS–UMR 7055) bünyesinde yürüttüğü “The Neolithic Architectural Structures and Cultural Landscape of Sumaki Höyük” başlıklı doktora çalışmasıyla Prehistorya alanında doktorasını tamamladı. Bu araştırmada Neolitik mimariyi yalnızca yapı tipolojileri üzerinden değil; üretim teknolojileri, mekânsal organizasyon, kültürel peyzaj ve mikroarkeoloji bağlamında ele aldı.

Arkeolojik yerleşmelerin yalnızca kültürel süreçlerle değil, içerisinde geliştikleri doğal çevreyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden hareketle çalışmalarını fiziki coğrafya alanına da taşıyan Sarıaltun, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde hazırladığı “Aşağı Garzan Havzasında Jeomorfolojik Özelliklerin Arkeolojik Yerleşmelere Etkisi” başlıklı ikinci doktora çalışmasını tamamlayarak Coğrafya alanında da doktora derecesi aldı. Böylece arkeolojik veriyi jeomorfoloji, peyzaj ve çevresel süreçlerle birlikte değerlendiren disiplinlerarası araştırma yaklaşımını daha geniş bir bilimsel zemine taşıdı.

Savaş Sarıaltun’un bilimsel kimliğinin önemli özelliklerinden biri, farklı disiplinleri ortak arkeolojik problemler etrafında bir araya getiren yaklaşımıdır. Prehistorya, Neolitik mimari, arkeometri, yerleşim ve peyzaj arkeolojisi, kültürel miras yönetimi, fiziki coğrafya ve CBS alanlarında yürüttüğü çalışmalar; tarihöncesi toplulukların yalnızca maddi kültürünü değil, yaşadıkları çevre, kullandıkları teknoloji ve oluşturdukları mekânsal sistemlerle birlikte değerlendirilmesine dayanmaktadır.

Uzun yıllara yayılan saha deneyimi boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerinde çok sayıda arkeolojik projede görev alan Sarıaltun; Menekşe Çatağı, Akarçay Tepe, Ege Gübre, Kerküşti Höyük, Akziyaret Tepe, Sumaki Höyük ve Çemialo Sırtı gibi yerleşmelerde çalıştı. Ilısu Barajı Projesi kapsamında özellikle Sumaki Höyük ve Çemialo Sırtı çalışmalarında koordinatörlük ve alan sorumluluğu üstlenerek tarihöncesi yerleşimlerin mimarisi, stratigrafisi ve mekânsal organizasyonuna ilişkin kapsamlı bir saha deneyimi edindi.

Araştırmaları Türkiye sınırlarının ötesine de uzanan Sarıaltun, Nahçıvan’da Fransız–Azeri iş birliğiyle yürütülen Mission Archéologique du Bassin de l’Araxe projesinde Responsable des Opérations olarak görev aldı; Şorsu Tepe, Çayağzı ve Başyurt kazılarının arazi çalışmalarını yönetti. Ovçular Tepe çalışmalarında mimari uzman olarak görev alırken, Kültepe araştırmalarına arkeo-sedimentolojik değerlendirmelerle katkı sağladı. Bu çalışmalar, Anadolu, Yukarı Mezopotamya ve Güney Kafkasya arasındaki tarihöncesi kültürel ilişkileri karşılaştırmalı bir perspektifle değerlendirmesine olanak sağladı.

Savaş Sarıaltun’un Çayönü Tepesi ile ilişkisi, kazı başkanlığını üstlendiği 2024 yılından çok daha önce başlamıştır. Çayönü Tepesi’ndeki ilk tanışması 2001 yılında çevre düzenlemesi çalışmasıdır. Prof. Dr. Aslı Erim-Özdoğan başkanlığında yeniden başlayan Çayönü araştırmalarında uzun yıllar Çayönü Tepesi alan sorumluluğunu üstlenen Sarıaltun, yerleşmenin stratigrafisi, mimari evreleri, kazı metodolojisi ve saha organizasyonunda doğrudan sorumluluk aldı. Bu süreçte edindiği saha deneyimi, Çayönü’nün uzun araştırma tarihinden devralınan bilimsel birikimle yeni araştırma sorularının buluşmasında önemli bir temel oluşturdu.

2024 yılında Çayönü Tepesi Kazı ve Araştırma Projesi Başkanlığını devralmasıyla, Çayönü’nün altmış yılı aşan bilimsel tarihinde dördüncü araştırma dönemi başladı. Böylece Çayönü’nün kendine özgü bilimsel aktarım geleneği bir kez daha devam etti: Halet Çambel döneminde yetişen Mehmet Özdoğan’ın, Mehmet Özdoğan döneminde alan yönetiminde sorumluluk üstlenen Aslı Erim-Özdoğan’ın ve Aslı Erim-Özdoğan döneminde alan sorumluluğunu yürüten Savaş Sarıaltun’un ilerleyen yıllarda kazı başkanlığını devralmaları, Çayönü’nü kuşaklar arasında doğrudan bilgi ve saha deneyiminin aktarıldığı özgün bir arkeoloji okulu hâline getiren temel özelliklerden biridir.

Yeni dönemde Çayönü araştırmaları, geçmiş dönemlerden devralınan bilimsel birikimi korurken problem odaklı arkeolojik kazılar, disiplinlerarası analizler ve dijital belgeleme yöntemleri etrafında yeniden yapılandırılmaktadır. Jeofizik araştırmalar, fotogrametri, üç boyutlu belgeleme ve rekonstrüksiyon, arkeometrik analizler, bioarkeoloji, jeoarkeoloji ve çevresel araştırmalar, Çayönü’nün çok katmanlı arkeolojik kayıtlarının bütüncül biçimde değerlendirilmesinde temel araştırma araçları arasında yer almaktadır.

Sarıaltun’un başkanlığındaki yeni dönemin önemli hedeflerinden biri de Çayönü’nün yalnızca bilimsel araştırmaların yürütüldüğü bir kazı alanı olarak değil, korunan, yaşayan, öğrenilen ve toplumla paylaşılan bir kültürel miras alanı olarak geliştirilmesidir. Bu doğrultuda kazı ve araştırmalar; koruma uygulamaları, dijital belgeleme, eğitim programları, yerel toplumla etkileşim, kültürel miras yönetimi ve ziyaretçi altyapısının geliştirilmesiyle birlikte yürütülmektedir.

Çayönü Tepesi’nin kamusal görünürlüğünün güçlendirilmesi, kurumsal kimliğinin geliştirilmesi ve kültürel miras bilincinin yerel ölçekte yaygınlaştırılması da bu dönemin temel bileşenleri arasındadır. Çayönü’nün öncelikle çağdaş koruma ve ziyaretçi altyapısına sahip bir Ören Yeri niteliğine kavuşması; uzun vadede ise bilimsel ve kültürel değerlerinin korunarak UNESCO Dünya Mirası adaylık sürecine hazırlanması, yeni dönemin kültürel miras vizyonunun temel hedefleri arasında yer almaktadır.

Doç. Dr. Dr. Savaş Sarıaltun’un Çayönü’nde sürdürdüğü dönem, altmış yılı aşkın bilimsel mirasın korunarak yeni araştırma yöntemleriyle geleceğe taşınmasını amaçlamaktadır. Bu yaklaşımda Çayönü, yalnızca geçmişin araştırıldığı bir arkeolojik yerleşme değil; bilimsel üretimin, eğitimin, kültürel mirasın korunmasının ve toplumsal paylaşımın birlikte geliştiği yaşayan bir araştırma merkezi olarak ele alınmaktadır.