Türkiye arkeolojisinin yeni kuşak temsilcileri arasında yer alan Doç. Dr. Dr. Savaş Sarıaltun, tarihöncesi arkeolojisi, Neolitik Dönem mimarisi, yerleşim ve peyzaj arkeolojisi, arkeometri, fiziki coğrafya ve kültürel miras yönetimini bir araya getiren disiplinlerarası çalışmalarıyla tanınmaktadır. Uzun yıllara yayılan saha deneyimini farklı bilim alanlarında aldığı eğitimle bütünleştiren Sarıaltun’un araştırmaları, özellikle Yukarı Mezopotamya, Güney Kafkasya ve Doğu Anadolu’nun tarihöncesi kültürleri üzerinde yoğunlaşmaktadır.
1979 yılında Batman’da doğan Savaş Sarıaltun, ortaöğrenimini İzmir Karşıyaka Anadolu Lisesi’nde tamamladı. Ardından İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Klasik Arkeoloji Bölümü’nden mezun oldu. Lisans eğitimi sırasında aynı üniversitenin Prehistorya Laboratuvarı’nda asistan öğrenci olarak görev aldı. Böylece henüz öğrencilik yıllarında tarihöncesi arkeolojisi, arkeolojik malzemenin değerlendirilmesi ve laboratuvar çalışmalarına doğrudan dâhil oldu. Klasik Arkeoloji eğitimiyle başlayan bu süreç, zaman içerisinde araştırmalarının ağırlık merkezini oluşturacak olan Yakındoğu tarihöncesi arkeolojisi ve Neolitik Dönem çalışmalarına yönelmesinde belirleyici oldu.
Lisans eğitiminin ardından Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nde yüksek lisans eğitimini tamamlayan Sarıaltun, yüksek lisans tezini “Kerküşti Höyük Halaf Dönemi Mimarisi ve Çanak Çömleği” başlığıyla hazırladı. Kerküşti Höyük verileri üzerinden Halaf Dönemi mimarisi ile çanak çömlek repertuvarını birlikte değerlendirdiği bu çalışma, Yukarı Mezopotamya’nın tarihöncesi kültürleri, yerleşim sistemleri ve maddi kültür geleneklerine yönelik sonraki araştırmalarının da bilimsel temelini oluşturdu.
Akademik uzmanlaşmasını Fransa’da sürdüren Sarıaltun, Paris Nanterre Üniversitesi Préhistoire et Technologie Laboratuvarı (CNRS–UMR 7055) bünyesinde yürüttüğü “The Neolithic Architectural Structures and Cultural Landscape of Sumaki Höyük” başlıklı doktora çalışmasıyla Prehistorya alanında doktorasını tamamladı. Bu araştırmada Neolitik mimariyi yalnızca yapı tipolojileri üzerinden değil; üretim teknolojileri, mekânsal organizasyon, kültürel peyzaj ve mikroarkeoloji bağlamında ele aldı.
Arkeolojik yerleşmelerin yalnızca kültürel süreçlerle değil, içerisinde geliştikleri doğal çevreyle birlikte değerlendirilmesi gerektiğinden hareketle çalışmalarını fiziki coğrafya alanına da taşıyan Sarıaltun, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Coğrafya Bölümü’nde hazırladığı “Aşağı Garzan Havzasında Jeomorfolojik Özelliklerin Arkeolojik Yerleşmelere Etkisi” başlıklı ikinci doktora çalışmasını tamamlayarak Coğrafya alanında da doktora derecesi aldı. Böylece arkeolojik veriyi jeomorfoloji, peyzaj ve çevresel süreçlerle birlikte değerlendiren disiplinlerarası araştırma yaklaşımını daha geniş bir bilimsel zemine taşıdı.
Savaş Sarıaltun’un bilimsel kimliğinin önemli özelliklerinden biri, farklı disiplinleri ortak arkeolojik problemler etrafında bir araya getiren yaklaşımıdır. Prehistorya, Neolitik mimari, arkeometri, yerleşim ve peyzaj arkeolojisi, kültürel miras yönetimi, fiziki coğrafya ve CBS alanlarında yürüttüğü çalışmalar; tarihöncesi toplulukların yalnızca maddi kültürünü değil, yaşadıkları çevre, kullandıkları teknoloji ve oluşturdukları mekânsal sistemlerle birlikte değerlendirilmesine dayanmaktadır.
Uzun yıllara yayılan saha deneyimi boyunca Türkiye’nin farklı bölgelerinde çok sayıda arkeolojik projede görev alan Sarıaltun; Menekşe Çatağı, Akarçay Tepe, Ege Gübre, Kerküşti Höyük, Akziyaret Tepe, Sumaki Höyük ve Çemialo Sırtı gibi yerleşmelerde çalıştı. Ilısu Barajı Projesi kapsamında özellikle Sumaki Höyük ve Çemialo Sırtı çalışmalarında koordinatörlük ve alan sorumluluğu üstlenerek tarihöncesi yerleşimlerin mimarisi, stratigrafisi ve mekânsal organizasyonuna ilişkin kapsamlı bir saha deneyimi edindi.
Araştırmaları Türkiye sınırlarının ötesine de uzanan Sarıaltun, Nahçıvan’da Fransız–Azeri iş birliğiyle yürütülen Mission Archéologique du Bassin de l’Araxe projesinde Responsable des Opérations olarak görev aldı; Şorsu Tepe, Çayağzı ve Başyurt kazılarının arazi çalışmalarını yönetti. Ovçular Tepe çalışmalarında mimari uzman olarak görev alırken, Kültepe araştırmalarına arkeo-sedimentolojik değerlendirmelerle katkı sağladı. Bu çalışmalar, Anadolu, Yukarı Mezopotamya ve Güney Kafkasya arasındaki tarihöncesi kültürel ilişkileri karşılaştırmalı bir perspektifle değerlendirmesine olanak sağladı.
Savaş Sarıaltun’un Çayönü Tepesi ile ilişkisi, kazı başkanlığını üstlendiği 2024 yılından çok daha önce başlamıştır. Çayönü Tepesi’ndeki ilk tanışması 2001 yılında çevre düzenlemesi çalışmasıdır. Prof. Dr. Aslı Erim-Özdoğan başkanlığında yeniden başlayan Çayönü araştırmalarında uzun yıllar Çayönü Tepesi alan sorumluluğunu üstlenen Sarıaltun, yerleşmenin stratigrafisi, mimari evreleri, kazı metodolojisi ve saha organizasyonunda doğrudan sorumluluk aldı. Bu süreçte edindiği saha deneyimi, Çayönü’nün uzun araştırma tarihinden devralınan bilimsel birikimle yeni araştırma sorularının buluşmasında önemli bir temel oluşturdu.
2024 yılında Çayönü Tepesi Kazı ve Araştırma Projesi Başkanlığını devralmasıyla, Çayönü’nün altmış yılı aşan bilimsel tarihinde dördüncü araştırma dönemi başladı. Böylece Çayönü’nün kendine özgü bilimsel aktarım geleneği bir kez daha devam etti: Halet Çambel döneminde yetişen Mehmet Özdoğan’ın, Mehmet Özdoğan döneminde alan yönetiminde sorumluluk üstlenen Aslı Erim-Özdoğan’ın ve Aslı Erim-Özdoğan döneminde alan sorumluluğunu yürüten Savaş Sarıaltun’un ilerleyen yıllarda kazı başkanlığını devralmaları, Çayönü’nü kuşaklar arasında doğrudan bilgi ve saha deneyiminin aktarıldığı özgün bir arkeoloji okulu hâline getiren temel özelliklerden biridir.
Yeni dönemde Çayönü araştırmaları, geçmiş dönemlerden devralınan bilimsel birikimi korurken problem odaklı arkeolojik kazılar, disiplinlerarası analizler ve dijital belgeleme yöntemleri etrafında yeniden yapılandırılmaktadır. Jeofizik araştırmalar, fotogrametri, üç boyutlu belgeleme ve rekonstrüksiyon, arkeometrik analizler, bioarkeoloji, jeoarkeoloji ve çevresel araştırmalar, Çayönü’nün çok katmanlı arkeolojik kayıtlarının bütüncül biçimde değerlendirilmesinde temel araştırma araçları arasında yer almaktadır.
Sarıaltun’un başkanlığındaki yeni dönemin önemli hedeflerinden biri de Çayönü’nün yalnızca bilimsel araştırmaların yürütüldüğü bir kazı alanı olarak değil, korunan, yaşayan, öğrenilen ve toplumla paylaşılan bir kültürel miras alanı olarak geliştirilmesidir. Bu doğrultuda kazı ve araştırmalar; koruma uygulamaları, dijital belgeleme, eğitim programları, yerel toplumla etkileşim, kültürel miras yönetimi ve ziyaretçi altyapısının geliştirilmesiyle birlikte yürütülmektedir.
Çayönü Tepesi’nin kamusal görünürlüğünün güçlendirilmesi, kurumsal kimliğinin geliştirilmesi ve kültürel miras bilincinin yerel ölçekte yaygınlaştırılması da bu dönemin temel bileşenleri arasındadır. Çayönü’nün öncelikle çağdaş koruma ve ziyaretçi altyapısına sahip bir Ören Yeri niteliğine kavuşması; uzun vadede ise bilimsel ve kültürel değerlerinin korunarak UNESCO Dünya Mirası adaylık sürecine hazırlanması, yeni dönemin kültürel miras vizyonunun temel hedefleri arasında yer almaktadır.
Doç. Dr. Dr. Savaş Sarıaltun’un Çayönü’nde sürdürdüğü dönem, altmış yılı aşkın bilimsel mirasın korunarak yeni araştırma yöntemleriyle geleceğe taşınmasını amaçlamaktadır. Bu yaklaşımda Çayönü, yalnızca geçmişin araştırıldığı bir arkeolojik yerleşme değil; bilimsel üretimin, eğitimin, kültürel mirasın korunmasının ve toplumsal paylaşımın birlikte geliştiği yaşayan bir araştırma merkezi olarak ele alınmaktadır.